Organik Beslenme ve Kanser
Association of Frequency of Organic Food Consumption With Cancer Risk Findings From the NutriNet-Santé Prospective Cohort Study
(NutriNet-Santé Prospektif Kohort Çalışma Bulguları ile Organik Gıda Tüketimi Sıklığının Kanser Riski ile İlişkisi)
JAMAInternMed.doi:10.1001/jamainternmed.2018.4357
ÖZET
Tüm dünyada 2012 yılında yeni kanser olgularında artma 14 milyondan fazla olduğu gözlenmiştir. Halen çoğu ülkede kanser ölümlerin birinci nedeni olmaya devam etmektedir. Kanser nedenleri arasında sigara gibi bir çok faktör kesin olarak gösterilmiş olmakla beraber çevresel risk faktörleri arasında pestisitlerin birçok çeşidine maruziyetde kanser risk faktörlri arasında olduğu ile ilgili bir çok düşünceler vardır. Pestisitlerin çok az dozlarda bile toksik etkiye neden olduğu ileri sürülmüştür. Kanser gelişimini pestisit maruziyetine bağlayan giderek artan kanıtlar göz önüne alındığında, pestisitlerin kanser riski üzerindeki rolü şüphe edilemez bir hal almıştır.
Avrupa’da son yıllarda organik yiyecek pazarı giderek artmaktadır. Organik yiyecek standartlarına göre sentetik gübrenin, pestisitlerin ve genetik olarak değiştirilmiş organizmaların kullanılmaması ile birlikte veteriner ilaçlarının kısıtlı kulanılmasını gerektirmektedir. Yapılan çalışmalarda konvansiyonel yiyeceklere göre organik yiyeceklerin daha az pestisit içerdiği gösterilmiştir. 2018 Avrupa Gıda Güvenliği Biriminin raporuna göre konvansiyonel yiyeceklerin %44’ünde bir veya daha fazla miktarda pestisit artığı içerdiği, organik yiyeceklerin %6.5’inde ölçülebilir pestisit artığı tespit edildiği bildirilmiştir. Amerika Birleşik Devletlerinde erişkinlerde yapılan çalışmada idrar pestisit düzeylerinin düzenli olarak organik gıda ile beslenenlerin idrarlarında 106 nmol/g, daha az miktarda orgnik gıda ile beslenenlerde ise 163 nmol/g dialkifosfat konsantrasyonunda olduğu gösterilmiştir. Avustralya ve Yeni Zelanda’da yapılan çalışmalarda organik gıda ile beslenenlerde idrar pestisit düzeyinin %90 azaldığı gösterilmiştir. Bu verilerden dolayı pestisitlere düşük miktarda maruziyetinin daha az oranda kanser gelişimine neden olabileceği düşüncesini doğurmuştur.
Organik gıda tüketimi ile kanser arasındaki ilişkiyi göstermek için Fransa’da bir kohort çalışma ile internet üzerinden 68946 kişi ile organik gıda tüketim sıklığı-kanser ilişkisi ile ilgili bir anket düzenlemiştir. Bu kohort çalışmasında 16 organik gıdanın kullanım sıklığı sık kullanırım, ara sıra kullanırım, asla kullanmam gibi sorular sorularak değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak özellikle postmenapozal meme kanseri, non-hodgkin lenfoma ve tüm lenfomalar olmak üzere organik beslenmenin düşük kanser gelişimi ile ilgili olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmanın bir çok eksik yanı olmasına rağmen günümüzde gıda üretiminde kullanılan kimyasalların sağlık durumumuzu olumsuz etkilediği net bir durumdur. Bu nedenle doğal beslenmenin sağlıklı nesiller için önemi giderek artmaktadır.



yıkamak
vurunuz.
2019 Global Strategy for Prevention, Diagnosis and Management of COPD (2019 KOAH’ın Önlenmesi, Tanısı ve Tedavisi için Küresel Strateji)
Oksijen uygulaması hipoksemi tedavisinde uygulanan bir yöntemdir. Nefes darlığı tedavisi için kullanılmaz. Nonhipoksemik nefes darlığı olanlarda oksijen tedavisinin nefes darlığı hissini azalttığını gösteren herhangi bir bulgu yoktur. Beşinci vital bulgu olarak oksijen saturasyonu (SS, N, TA, A, satO2) tüm nefes darlığı olan ve akut gelişen hastalıklarda pulse oksimetre ile kontrol edilmelidir. FiO2 pulse oksimetre sonuçları ile birlikte kayıt altına alınmalıdır. Pulse oksimetre acil oksijen uygulanan her yerde olmalıdır. Oksijen tedavisi ile hedef oksijen saturasyonu ağır akut hastalarda %94-98i hiperkapnik solunum yetmezliğinde %88-92 olmalıdır. (Thorax 2008;63(Suppl VI):vi1–vi68.